Uz. Dr. Nermin Çalışır
(Nöroloji Uzmanı)

  Uyku Bozuklukları  
 

Horlama nedir?

Horlama, genellikle nefes alma sırasında yutak çevresindeki yumuşak dokuların titreşmesi sonucu oluşan sestir. Uyku sırasında tüm kaslar gibi solunum kasları da gevşemektedir. Normal insanlarda herhangi bir probleme sebep olmayan bu gevşeme, bazılarımızda sebebi bilinmeyen nedenlerle daha belirgindir. Üst solunum yolu genellikle dil arkasındaki alanda daralır, daralma ile orantılı olarak da horlama artar.

 
 

 
          

Neden horlarız?

Aşırı kilo
Üst solunum yollarında; boğaz, burun, ağız ve çene yapısında daralmaya neden olan etkenler: geniz eti, burun kemiğindeki eğrilikler, bademciklerin büyük olması
Alkol kullanımı
Sırtüstü pozisyonda yatmak

Horlama sık görülen bir durum mudur?

Erişkin erkeklerde ve kilolu insanlarda horlama daha sıktır. Dünya genelinde her 100 kişiden 42’ si, Türkiye’de ise 26’sı horlamaktadır. Yaşın artması ile horlamanın görülme sıklığı da artarak 60 yaşında erkeklerde % 60 a, kadınlarda ise % 40 a ulaşmaktadır.

Kadınlarda yağlanma kalça bölgesinde erkeklerde ise boyun ve karında yoğunlaşmıştır. Bu durum, yutak çevresinde daha çok daralmaya ve göğüs içi basınçta daha çok artmaya sebep olarak erkeklerin daha çok horlamasına neden olur. Kadınların kas yapısındaki farklılıkların da horlama olmamasında rolü olduğu düşünülmektedir. Kadınlar menapoz dönemi sonrasında hormonal dengelerinin değişmesi sonucu, özellikle kas yapılarının erkeklerinkine benzemesi sonucunda erkeklere benzer şekil ve sıklıkta horlamaya başlarlar.

Horlama hastalık mıdır?

Kesintisiz, yani solunum düzensizliğinin eşlik etmediği, düzenli horlamanın, uykuda bölünme oluşturmuyorsa hastaya herhangi bir zarar vermediği düşünülmektedir. Bu tür horlama sadece hastanın çevresini ve özellikle de eşini rahatsız etmektedir.

Horlama ne zaman hastalık olur?

Kişinin sağlığını bozan horlama şekli, sessizlik dönemleri ile kesintiye uğrayan şiddetli horlamalardır. Bu tür horlamalardaki sessizlik dönemleri, solunum durmalarına tekabül eder. Solunum durmaları veya azalmaları (apne veya hipopne olarak tanımlanır) gece içinde yüzlerce defa tekrarlayabilir. Horlamanın solunum durmaları ile birlikte olduğu klinik tabloya obstrüktif uyku-apne sendromu denir (uykuda solunum durması sendromu).

Uykuda solunum durması nedir? Ne gibi sorunlara yol açabilir?

Solunumun en az 10 sn durması/ azalması ve bu sırada oksijen değerinin normale göre %2 azalması, kalp ritminde değişiklik olması ve beyin dalgalarında uyanıklık reaksiyonunun görülmesi apne/hipopne olarak tanımlanır. Her insanda horlama ve nefes durması olabilir, nacak bir saatteki apne/hipopne sayısı 5 ‘i geçmemelidir.

Hasta her solunum durmasının ardından 5-10 saniye süreyle uyanmakta, daha doğrusu ancak uyanarak yeniden soluk alıp verebilmektedir. Bu kısa süreli uyanıklıklar normal uyanıklık şeklinde değildir ve hasta tarafından hissedilmez. Ancak gece içinde defalarca uyanıklık olduğu için, uyku sürekli olamaz ve uykunun asıl dinlendirici olan dönemlerine geçilemez. Böylece hasta farkında olmadan kalitesiz, yüzeyel ve kısa süreli uyanıklıklarla bölünmüş bir uyku uyumaktadır.

Solunum durmalarının sayısı ve süresi hastalığın şiddetine göre değişir. Solunum durmaları 10 saniyeden 1-2 dakikaya kadar uzayabilir. Sayısı da gecede 15-20 den 400-500 e kadar değişebilir. Saatte 60-70 kez tekrarlayan 15-20 saniye süreli solunum durmaları hastalığın ciddi olarak ilerlemiş olduğunu gösterir.

Normalde % 95 olan oksijen düzeyi solunum durmaları sırasında % 50 ye kadar düşer. Aynı anda kalp atımında düzensizlikler görülmektedir. Hasta gece boyunca 1-2 kez, bazen daha sık idrar yapma ihtiyacı duyar. Gece boyunca aşırı terler ve sabah kalktığında kendini yorgun ve uykulu hisseder. Sabah kalktıklarında baş ağrısı olur ve ağız kuruluğu hissederler.

Yorgunluk bütün gün devam eder, hastaların çoğu gündüz fırsat buldukça uyur. Bu hastaların gündüz uykululukları, verimliliklerinin düşmesine, isteksiz, gergin ve sıkıntılı olmalarına yol açar. Gündüz uykululuğun trafik kazalarına da yol açtığı yapılan çalışmalarla gösterilmiştir. Uzun dönemde obstrüktif uyku-apne sendromu, yüksek tansiyon, kalp krizi, beyin damar tıkanıkları sonucu felçler gibi ciddi problemlere yol açabilir.

Yukarıda belirttiğim ciddi sonuçları nedeniyle, sürekli ve şiddetli horlaması olanlar, eğer eşleri solunum durması farkediyorsa veya kendileri uykudan yorgun ve baş ağrısı ile uyanıyorlarsa, gündüz kendilerini uykulu hissediyorlarsa mutlaka hekime başvurmalı ve en az bir gece uyku laboratuarında incelenmelidir. Uyku laboratuarında hastalığın şiddeti objektif olarak belirlenebilir, tedavi de bu veriler doğrultusunda yapılır.

Uykuda solunum durmalarının sonuçları nelerdir ?

1-
Gündüz artmış uykululuk:
Gündüz aşırı uykululuk kişinin verimliliğinde azalmaya yol açar. Bu durumu aşırı uyuyarak telafi etmeye çalışırlar, bu da sosyal hayatlarında aksamaya, aile ve iş hayatında ilişkilerinin bozulmasına sebep olur. Özellikle öğle yemeklerinden sonra olamk üzere gün içinde fırsat bulunan her boşlukta uyuklama olmaya başlar. Araba kullanırken, toplantılarda, gün içinde otururken uyuklamaya engel olunamaz.

Trafik kazalarının ortalama üçte birinin horlama ve uykuda solunum bozukluğu olan hastalar tarafından yapıldığı bilinmektedir. Dikkat ve konsantrasyonda azalma, unutkanlık da sıktır.

2-Oksijen eksikliğine bağlı komplikasyonlar :
Uykuda solunum durması olan ağır durumdaki hastalarda gece boyunca 400-500 kez tekrarlayan solunum durmaları ile birlikte aynı sayıda oksijen düşmeleri de yaşanmaktadır.

Gece boyunca ortaya çıkan düşük oksijen düzeyi, hastanın kalp ve damar sisteminde yüklenmeye yol açar. Hastaların yarıya yakınında zaman içinde kalp büyümesine ve hipertansiyona sebep olmaktadır. Hipertansiyonun, bu hastalarda %30-40 görüldüğü bilinmektedir. Akciğer damarlarında da, %20 oranında yüklenme oluşmaktadır
Hastaların kalp ritmleri incelendiğinde apne sırasında oluşan bradikardiyi uyanıklık sırasında taşikardi izlemektedir. Bradi-taşi-aritmi denen bu ritm bozukluğuna bazen daha değişik ritm bozuklukları da eklenebilmektedir.

Uykuda solunum bozuklukları nasıl teşhis edilir ?

Kesin teşhis hastanın gece boyunca izlenmesi ile konulur. Bu amaçla, hastalar vücutlarının muhtelif yerlerine değişik sensörler konarak incelenirler.
Uyku laboratuarlarında yapılan incelemeler sonunda, uykuda solunum durmalarının sayısı, süresi, beraberinde ortaya çıkan oksijen azalmasının düzeyi, kalp ritmindeki düzensizlikler ve uykunun bu olaylardan nasıl etkilendiği ortaya konur. Kaydedilen vücud fonksiyonlarının sayısı ve kaydetmek için kullanılan yöntem uyku merkezlerinde farklı olabilir. Ancak standart olarak uyku dönemlerinin ayırdedilebilmesi amacıyla elektroensefalogram (EEG), elektrookülogram (EOG,göz küresi hareketleri), elektromiyogram(EMG, kas gerginliği) kayıtlarının, ağız ve buruna takılan minik cihazlarla solunan havanın, göğüs ve karına takılan kemerlerle uykuda solunum hareketlerinin, parmağa veya kulağa takılan mandal şeklinde bir sensor ile oksijen düzeyinin ve kalp ritminin, yatış pozisyonunun kaydedilmesi zorunludur.

Tüm gece poligrafik uyku tetkikleri ertesi gün uzman hekim tarafından değerlendirilmekte ve horlamanızın tehlikeli olup olmadığı, solunum durmalarının süresi, sıklığı ve bu sırada ortaya çıkan patolojik bulgular size bildirilmektedir. Uyku tetkiki hastalığınızın şiddetini belirlemekte, tedavinizin nasıl yapılacağı konusunda da bilgi vermektedir.

Bu şekilde hastalığın şiddetinin belirlenmesi hastalığın tedavisi sırasında da yol göstericidir. Gece boyunca saatte 5 ile 15 kez solunum düzensizliği olan hastalar hafif düzeyde, 15 ile 30 arasında olanlar orta düzeyde, 30 un üzerinde solunum düzensizliği olan hastalar ise uykuda ileri düzeyde solunum problemi olan hastalar olarak değerlendirilir.


Uykuda solunum durmaları nasıl tedavi edilir?
Tedavi hastalığın sebepleri, şiddeti, eşlik eden belirtiler, hastanın yaşı ve psikolojik durumu göz önüne alınarak yapılmalıdır. Ancak tedavi seçeneklerinden hiçbiri başlangıçta uygulanması kolay yöntemler olarak görülmemekle birlikte zaman içinde hastalar en azından seçeneklerden birine uyum sağlayabilmektedir.

Kilo verme: Hastalığın kilo alma ile birlikte ortaya çıktığı düşünülürse ve çoğunlukla şişman erkeklerde olduğu göz önüne alınırsa kilo vermenin tedavideki rolü kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Bazen 5-6 kg. vermekle belirtiler hafifleyebilmektedir Ancak hastalığın ilerlemiş formlarında metabolizma bozukluklarına sebep olarak kilo vermeyi imkansız hale getirdiği, birçok hastanın aşırı gayretlerine rağmen kilo veremedikleri, kilo verseler bile bu kiloyu koruyamadıkları saptanmıştır.

Alkol: Yatmadan önceki saatlerde alınan alkolün uykuda apnelerin daha sık ve uzun süreli olarak ortaya çıkmasına neden olduğu bilinmektedir. Alkol bu hastalarda uykuda ani ölümlere sebep olduğundan akşam saatlerinde alınmamalıdır.

Uyku ilaçları: Uyku ilaçları da alkole banzer bir etki ile solunum merkezini baskı altına almakta ve apnelerin uzamasına neden olmaktadır. Son zamanlarda solunumu etkilemeyen uyku ilaçları piyasaya sunulmuştur. Bu nedenle uyku ilaçlarına ihtiyaç duyuluyorsa mutlaka hekim kontrolünde alınmalıdır.

Pozisyon: Bazı hastalarda horlama ve/veya solunum durmaları sadece sırtüstü yatarken ortaya çıkmaktadır. Bu hastalarda sırta konulan yastıklar veya pijamaya yerleştirilen tenis topu hastanın sırtüstü yatmasını engelleyebilmekte ve uykuda solunum problemlerini çözebilmektedir.

Burun tıkanıklıkları: Burun tıkanıklığına sebep olan patolojiler horlamayı % 10-15 oranında artırmaktadır. Bu tıkanıklıklara yönelik tedaviler horlama ve uykuda solunum düzensizliklerini bir miktar azaltacaktır. Ancak burun tkanıklıklarının giderilmesi horlamayı tamamen ortadan kaldırmayabilir.

CPAP: Uykuda solunum bozukluklarında, bugüne kadar birçok tedavi denenmesine rağmen, yapılan araştırmalarda, içlerinde hastalığın belirtileri ve komplikasyonları üzerine % 100 etkili tek yöntem burun yolu ile devamlı pozitif basınçlı hava vermeye yarayan bir alettir. CPAP (continious positive air pressure) denilen bu alet 1990 lı yıllardan beri hastalığın tedavisinde başarı ile kullanılmaktadır.

 


Daha Fazla Bilgi İçin:

ALO ADA TIP 0.264. 211 16 00
www.adatiphastanesi.com
 

 
 

anasayfa    |    kurumsal    |    tıbbi birimler    |    doktorlarımız    |    anlaşmalı kurumlar    |    haberler    |    iletişim

Copyright © 2008 Özel Ada Tıp Hastanesi | site tasarım Özel Ada Tıp Hastanesi