|
|
Neden horlarız?
Aşırı kilo
Üst solunum yollarında; boğaz, burun, ağız ve çene yapısında
daralmaya neden olan etkenler: geniz eti, burun kemiğindeki
eğrilikler, bademciklerin büyük olması
Alkol kullanımı
Sırtüstü pozisyonda yatmak
Horlama sık görülen bir durum mudur?
Erişkin erkeklerde ve kilolu insanlarda horlama daha sıktır.
Dünya genelinde her 100 kişiden 42’ si, Türkiye’de ise 26’sı
horlamaktadır. Yaşın artması ile horlamanın görülme sıklığı da
artarak 60 yaşında erkeklerde % 60 a, kadınlarda ise % 40 a
ulaşmaktadır.
Kadınlarda yağlanma kalça bölgesinde erkeklerde ise boyun ve
karında yoğunlaşmıştır. Bu durum, yutak çevresinde daha çok
daralmaya ve göğüs içi basınçta daha çok artmaya sebep olarak
erkeklerin daha çok horlamasına neden olur. Kadınların kas
yapısındaki farklılıkların da horlama olmamasında rolü olduğu
düşünülmektedir. Kadınlar menapoz dönemi sonrasında hormonal
dengelerinin değişmesi sonucu, özellikle kas yapılarının
erkeklerinkine benzemesi sonucunda erkeklere benzer şekil ve
sıklıkta horlamaya başlarlar.
Horlama hastalık mıdır?
Kesintisiz, yani solunum düzensizliğinin eşlik etmediği,
düzenli horlamanın, uykuda bölünme oluşturmuyorsa hastaya
herhangi bir zarar vermediği düşünülmektedir. Bu tür horlama
sadece hastanın çevresini ve özellikle de eşini rahatsız
etmektedir.
Horlama ne zaman hastalık olur?
Kişinin sağlığını bozan horlama şekli, sessizlik dönemleri
ile kesintiye uğrayan şiddetli horlamalardır. Bu tür
horlamalardaki sessizlik dönemleri, solunum durmalarına tekabül
eder. Solunum durmaları veya azalmaları (apne veya hipopne
olarak tanımlanır) gece içinde yüzlerce defa tekrarlayabilir.
Horlamanın solunum durmaları ile birlikte olduğu klinik tabloya
obstrüktif uyku-apne sendromu denir (uykuda solunum durması
sendromu).
Uykuda solunum durması nedir? Ne gibi sorunlara yol açabilir?
Solunumun en az 10 sn durması/ azalması ve bu sırada oksijen
değerinin normale göre %2 azalması, kalp ritminde değişiklik
olması ve beyin dalgalarında uyanıklık reaksiyonunun görülmesi
apne/hipopne olarak tanımlanır. Her insanda horlama ve nefes
durması olabilir, nacak bir saatteki apne/hipopne sayısı 5 ‘i
geçmemelidir.
Hasta her solunum durmasının ardından 5-10 saniye süreyle
uyanmakta, daha doğrusu ancak uyanarak yeniden soluk alıp
verebilmektedir. Bu kısa süreli uyanıklıklar normal uyanıklık
şeklinde değildir ve hasta tarafından hissedilmez. Ancak gece
içinde defalarca uyanıklık olduğu için, uyku sürekli olamaz ve
uykunun asıl dinlendirici olan dönemlerine geçilemez. Böylece
hasta farkında olmadan kalitesiz, yüzeyel ve kısa süreli
uyanıklıklarla bölünmüş bir uyku uyumaktadır.
Solunum durmalarının sayısı ve süresi hastalığın şiddetine göre
değişir. Solunum durmaları 10 saniyeden 1-2 dakikaya kadar
uzayabilir. Sayısı da gecede 15-20 den 400-500 e kadar
değişebilir. Saatte 60-70 kez tekrarlayan 15-20 saniye süreli
solunum durmaları hastalığın ciddi olarak ilerlemiş olduğunu
gösterir.
Normalde % 95 olan oksijen düzeyi solunum durmaları sırasında %
50 ye kadar düşer. Aynı anda kalp atımında düzensizlikler
görülmektedir. Hasta gece boyunca 1-2 kez, bazen daha sık idrar
yapma ihtiyacı duyar. Gece boyunca aşırı terler ve sabah
kalktığında kendini yorgun ve uykulu hisseder. Sabah
kalktıklarında baş ağrısı olur ve ağız kuruluğu hissederler.
Yorgunluk bütün gün devam eder, hastaların çoğu gündüz fırsat
buldukça uyur. Bu hastaların gündüz uykululukları,
verimliliklerinin düşmesine, isteksiz, gergin ve sıkıntılı
olmalarına yol açar. Gündüz uykululuğun trafik kazalarına da yol
açtığı yapılan çalışmalarla gösterilmiştir. Uzun dönemde
obstrüktif uyku-apne sendromu, yüksek tansiyon, kalp krizi,
beyin damar tıkanıkları sonucu felçler gibi ciddi problemlere
yol açabilir.
Yukarıda belirttiğim ciddi sonuçları nedeniyle, sürekli ve
şiddetli horlaması olanlar, eğer eşleri solunum durması
farkediyorsa veya kendileri uykudan yorgun ve baş ağrısı ile
uyanıyorlarsa, gündüz kendilerini uykulu hissediyorlarsa mutlaka
hekime başvurmalı ve en az bir gece uyku laboratuarında
incelenmelidir. Uyku laboratuarında hastalığın şiddeti objektif
olarak belirlenebilir, tedavi de bu veriler doğrultusunda
yapılır.
Uykuda solunum durmalarının sonuçları nelerdir ?
1-Gündüz
artmış uykululuk:
Gündüz aşırı uykululuk kişinin verimliliğinde azalmaya yol açar.
Bu durumu aşırı uyuyarak telafi etmeye çalışırlar, bu da sosyal
hayatlarında aksamaya, aile ve iş hayatında ilişkilerinin
bozulmasına sebep olur. Özellikle öğle yemeklerinden sonra olamk
üzere gün içinde fırsat bulunan her boşlukta uyuklama olmaya
başlar. Araba kullanırken, toplantılarda, gün içinde otururken
uyuklamaya engel olunamaz.
Trafik kazalarının ortalama üçte birinin horlama ve uykuda
solunum bozukluğu olan hastalar tarafından yapıldığı
bilinmektedir. Dikkat ve konsantrasyonda azalma, unutkanlık da
sıktır.
2-Oksijen eksikliğine bağlı komplikasyonlar :
Uykuda solunum durması olan ağır durumdaki hastalarda gece
boyunca 400-500 kez tekrarlayan solunum durmaları ile birlikte
aynı sayıda oksijen düşmeleri de yaşanmaktadır.
Gece boyunca ortaya çıkan düşük oksijen düzeyi, hastanın kalp ve
damar sisteminde yüklenmeye yol açar. Hastaların yarıya
yakınında zaman içinde kalp büyümesine ve hipertansiyona sebep
olmaktadır. Hipertansiyonun, bu hastalarda %30-40 görüldüğü
bilinmektedir. Akciğer damarlarında da, %20 oranında yüklenme
oluşmaktadır
Hastaların kalp ritmleri incelendiğinde apne sırasında oluşan
bradikardiyi uyanıklık sırasında taşikardi izlemektedir. Bradi-taşi-aritmi
denen bu ritm bozukluğuna bazen daha değişik ritm bozuklukları
da eklenebilmektedir.
Uykuda solunum bozuklukları nasıl teşhis edilir ?
Kesin teşhis hastanın gece boyunca izlenmesi ile konulur. Bu
amaçla, hastalar vücutlarının muhtelif yerlerine değişik
sensörler konarak incelenirler.
Uyku laboratuarlarında yapılan incelemeler sonunda, uykuda
solunum durmalarının sayısı, süresi, beraberinde ortaya çıkan
oksijen azalmasının düzeyi, kalp ritmindeki düzensizlikler ve
uykunun bu olaylardan nasıl etkilendiği ortaya konur. Kaydedilen
vücud fonksiyonlarının sayısı ve kaydetmek için kullanılan
yöntem uyku merkezlerinde farklı olabilir. Ancak standart olarak
uyku dönemlerinin ayırdedilebilmesi amacıyla elektroensefalogram
(EEG), elektrookülogram (EOG,göz küresi hareketleri),
elektromiyogram(EMG, kas gerginliği) kayıtlarının, ağız ve
buruna takılan minik cihazlarla solunan havanın, göğüs ve karına
takılan kemerlerle uykuda solunum hareketlerinin, parmağa veya
kulağa takılan mandal şeklinde bir sensor ile oksijen düzeyinin
ve kalp ritminin, yatış pozisyonunun kaydedilmesi zorunludur.
Tüm gece poligrafik uyku tetkikleri ertesi gün uzman hekim
tarafından değerlendirilmekte ve horlamanızın tehlikeli olup
olmadığı, solunum durmalarının süresi, sıklığı ve bu sırada
ortaya çıkan patolojik bulgular size bildirilmektedir. Uyku
tetkiki hastalığınızın şiddetini belirlemekte, tedavinizin nasıl
yapılacağı konusunda da bilgi vermektedir.
Bu şekilde hastalığın şiddetinin belirlenmesi hastalığın
tedavisi sırasında da yol göstericidir. Gece boyunca saatte 5
ile 15 kez solunum düzensizliği olan hastalar hafif düzeyde, 15
ile 30 arasında olanlar orta düzeyde, 30 un üzerinde solunum
düzensizliği olan hastalar ise uykuda ileri düzeyde solunum
problemi olan hastalar olarak değerlendirilir.
Uykuda solunum durmaları nasıl tedavi edilir?
Tedavi hastalığın sebepleri, şiddeti, eşlik eden belirtiler,
hastanın yaşı ve psikolojik durumu göz önüne alınarak
yapılmalıdır. Ancak tedavi seçeneklerinden hiçbiri başlangıçta
uygulanması kolay yöntemler olarak görülmemekle birlikte zaman
içinde hastalar en azından seçeneklerden birine uyum
sağlayabilmektedir.
Kilo verme: Hastalığın kilo alma ile birlikte ortaya
çıktığı düşünülürse ve çoğunlukla şişman erkeklerde olduğu göz
önüne alınırsa kilo vermenin tedavideki rolü kendiliğinden
ortaya çıkmaktadır. Bazen 5-6 kg. vermekle belirtiler
hafifleyebilmektedir Ancak hastalığın ilerlemiş formlarında
metabolizma bozukluklarına sebep olarak kilo vermeyi imkansız
hale getirdiği, birçok hastanın aşırı gayretlerine rağmen kilo
veremedikleri, kilo verseler bile bu kiloyu koruyamadıkları
saptanmıştır.
Alkol: Yatmadan önceki saatlerde alınan alkolün uykuda
apnelerin daha sık ve uzun süreli olarak ortaya çıkmasına neden
olduğu bilinmektedir. Alkol bu hastalarda uykuda ani ölümlere
sebep olduğundan akşam saatlerinde alınmamalıdır.
Uyku ilaçları: Uyku ilaçları da alkole banzer bir etki
ile solunum merkezini baskı altına almakta ve apnelerin
uzamasına neden olmaktadır. Son zamanlarda solunumu etkilemeyen
uyku ilaçları piyasaya sunulmuştur. Bu nedenle uyku ilaçlarına
ihtiyaç duyuluyorsa mutlaka hekim kontrolünde alınmalıdır.
Pozisyon: Bazı hastalarda horlama ve/veya solunum
durmaları sadece sırtüstü yatarken ortaya çıkmaktadır. Bu
hastalarda sırta konulan yastıklar veya pijamaya yerleştirilen
tenis topu hastanın sırtüstü yatmasını engelleyebilmekte ve
uykuda solunum problemlerini çözebilmektedir.
Burun tıkanıklıkları: Burun tıkanıklığına sebep olan
patolojiler horlamayı % 10-15 oranında artırmaktadır. Bu
tıkanıklıklara yönelik tedaviler horlama ve uykuda solunum
düzensizliklerini bir miktar azaltacaktır. Ancak burun
tkanıklıklarının giderilmesi horlamayı tamamen ortadan
kaldırmayabilir.
CPAP: Uykuda solunum bozukluklarında, bugüne kadar birçok
tedavi denenmesine rağmen, yapılan araştırmalarda, içlerinde
hastalığın belirtileri ve komplikasyonları üzerine % 100 etkili
tek yöntem burun yolu ile devamlı pozitif basınçlı hava vermeye
yarayan bir alettir. CPAP (continious positive air pressure)
denilen bu alet 1990 lı yıllardan beri hastalığın tedavisinde
başarı ile kullanılmaktadır.
Daha Fazla Bilgi İçin:
ALO ADA TIP
0.264. 211 16 00
www.adatiphastanesi.com
|
|