Yüksek Kalça Çıkığı Olan Hastamız, Çift Taraflı Total Kalça Protezi İle Tedavi Edildi

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanımız Op. Dr. Mehmet Ozan Aşık, çift taraflı yüksek kalça çıkığı ve zemininde kireçlenme olan 37 yaşındaki Neriman Baldan’ı  “Çift Taraflı Total Kalça Protezi” uygulaması ile sağlığına kavuşturdu.

Doğuştan çift taraflı yüksek kalça çıkığı rahatsızlığı olan Neriman Baldan, 1 yıl önce artan kuvvetli bacak ağrıları ve yürüyüş bozuklukları dolayısıyla hastanemize başvurdu. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanımız Op. Dr. Mehmet Ozan Aşık tarafından yapılan tetkikler sonucunda hastamızda, çift taraflı yüksek kalça çıkığı ve zemininde koksartroz (kalça kireçlenmesi) teşhis edildi.  Yüksek kalça çıkığı sebebiyle 6’şar cm’ye varan bacak kısalığı da yaşayan hastamız “Çift Taraflı Total Kalça Protezi” uygulaması ile sağlığına kavuştu. 

“Ameliyat Sırasında Bacak Uzunlukları da Eşitlendi”
Operasyon ile ilgili açıklama yapan Op. Dr. M. Ozan Aşık, yüksek yerleşimli kalça çıkıkları cerrahisinin standart kalça protezi cerrahilerine oranla daha zor ve komplikasyon oranının daha fazla olduğunu ifade etti. Aşık, “Bu cerrahide temel amaçlarımızı; kalça ekleminin anatomik pozisyona alınması, stabil eklem oluşturulması, ağrının giderilmesi ve bacak uzunluklarının eşitlenmesi olarak sıraladık. Doğuştan çift taraflı yüksek kalça çıkığı olan, şiddetli ağrı ve yürüme zorluğu çeken hastamıza aşamalı olarak çift taraflı protez cerrahisi uyguladık. Kalça eklemi anatomik olarak doğru pozisyona alınan hastamız, bacak uzunluklarının da eşitlenmesiyle ağrılarından ve yürüyüş problemlerinden kurtulmuş, normal hayatına dönebilmiştir.” açıklamalarında bulundu. 

“Özellikle Kız Bebeği Olan Aileler Daha Dikkatli Olmalı”
Doğuştan kalça çıkığı rahatsızlığında erken teşhis ve tedavinin çok önemli olduğunu dile getiren Op. Dr. M. Ozan Aşık, hastalığın bebekken fark edildiği takdirde kolaylıkla tedavi edilebildiğini belirtti. Aşık, “Doğuştan kalça çıkığı, genellikle ilk kız bebeklerde görülen, doğum sonrası 1. ay USG ile tanısı koyulup, basitçe tedavi edilebilen bir hastalıktır. İhmal edilen kalça çıkıkları veya tanısı koyulmayan durumlarda kalça eklemi gelişmez, hasta, yalancı eklem ile yürüyebilir. Ancak bu yürüme şekli çıkık olan tarafta leğen kemiğinden destek alınamadığı için tek taraflı olunca trendelenburg, çift taraflı olunca ördekvari yürüyüş olarak adlandırılan şekildedir.” dedi. 

“Ağrı ve Hareket Kısıtlılığı Genellikle 40’lı Yaşlarda Başlar”
Op. Dr. M. Ozan Aşık, açıklamalarını şu şekilde noktaladı; “Hastalar genellikle 40’lı yaşlara dek yürüme bozukluğu dışında sorun yaşamaz. Ancak 40’lı yaşlarda kalça eklemi bozulması sonrası ağrı ve hareket kısıtlılığı başlar. Hastalığın tedavisi geciktikçe, hastalarda omurga eğriliği gelişir. Mevcut kalça problemlerine, omurgada skolyoz problemi ve ikincil problemler de eklenmektedir. Hastalık teşhis edildiği andan itibaren tedavi ihmal edilmemeli, sağlıklı yaşama bir an önce adım atılmalıdır.”